Fotoğraf Can Gökçe

Muazzam bir gün… Az önce çekimden çıktım ve sözleştiğimiz gibi Filiz ile bulaşacağım. Saat olarak epey geciktim bir önceki çekim alt üst etti planları tabiki.. Olur böyle şeyler diyerek gülüp geçmek lazım. Ama yaşarken insan gülüp geçemiyor.

Filiz Adıgüzel Toprak, Minyatür Sanatçısı. Filiz ile biz twitter da tanıştık. Keyifli tweetlerin sonrasında o İstanbula sergi için geldi ve sanal dünyadan gerçek dünyaya geçiş yaptık. Adıgüzel ya soy adı ama kendisi de adı kadar güzel, yüreği güzel sözü güzel. Hele eserleri nefes kesecek derece de güzel. Sergiye ait albümü facebook üzerinden izleyebilirsiniz. Ama buraya bir kaç kare koymadan olmaz.

Sevgili Can Gökçe ile sergi anında tanıştım. O da Filiz kadar özel, güzel bir sanatçı. Hele eserleri çakılıp kaldım karşısında. Fotoğraf çekmem istedim hiç kırmadılar, eserleri anlatarak bana sergiyi gezdirdiler. Genç yaşta harika eserler üreten insanlara çok saygı duyuyorum ben.

fotoğraf Deniz Müzesi Görevlisi

Ne yapıp edin bu sergiyi gezin. Filizin mutlu minyatürlerini görün gerçekten çok mutlu çizimler var, hiç stres yansımadı bana çalışmalarında ve kendisine de söyledim. Can’ın eserlerinde renk cümbüşü ve bütünlük muhteşem..

Basın bültenlerinden de kopyalayacağım buraya ama asıl gidin görün. Yetinmeyin benim çektiğim fotoğraflarla aslını görün.

Fotoğraf Can Gökçe’s İphone

Sergi de Can’ın annesinin tasarladığı ve Can’ın seramik ile bütünleştirdiği kolyeler de satılıyor. İlk kez seramik bir kolyem oldu. Fiyatı da uygun böyle bir sanat eseri için. Çok şanslı bir gündeyim kesin. Hem iki özel insan hem de çini kolyem…

fotoğraf Yeşim Mutlu

Sergi İstanbul Deniz Müzesi, Sanat Galerisi’n de 30 Mart – 10 Nisan 2011 tarihleri arasında gezilebilir.”

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde Yardımcı Doçent olarak görev yapan Filiz Adıgüzel Toprak, aynı bölümün Tezhip Anasanat Dalı’ndan Prof. Dr. Ayşe Üstün’ün öğrencisi olarak 1997’de mezun olmuştur.  1998’den bu yana, lisansüstü eğitimleri ve akademik çalışmalarına ilişkin, İngiltere’de Victoria&Albert, British Museum, British Library ve Royal Asiatic Society’de tezhipli ve minyatürlü yazmalar üzerinde çeşitli inceleme ve araştırmalar yapmıştır. Bu alanda, ulusal ve uluslararası sergi, konferans ve workshoplara katılmıştır. Bunların yanı sıra, 2010 yılında davet edildiği, Londra Prince’s School of Traditional Arts’da gerçekleşen “Persian and Indian Miniature Painting” (İran ve Hint Minyatür Sanatı) workshop’unda, minyatür sanatçısı Samantha Buckley ile 4 hafta boyunca uygulamalı çalışmalar yapmıştır.

Sanat çalışmalarını İzmir’de sürdüren sanatçı, geleneksel sanatlarımızın en ilgi çekici dallarından biri olan “minyatür”ün kendine özgü anlatım dilini, farklı bir bakış açısıyla günümüze uyarlamaktadır. Minyatürlerine konu olan öyküler, çoğunlukla Anadolu öyküleri, destanlar ve masallardır. Sanatçı, “Bir Düş Gördüm…” sergisinde ise, bu öykülerle düşlerini birleştirmiş, izleyiciye kendi düş dünyasının kapılarını açmıştır.

Seramik sanatçısı Can Gökçe, Ref-San Art Çini-Seramik-Cam atölyesinde Sanat Danışmanı olarak görev yapmaktadır. 2006 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Çini Anasanat Dalı’ndan mezun olan sanatçı halen İngiltere Victoria&Albert Müzesi’nde yer alan Kütahya Çinileri üzerinde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Sıtkı Olçar, İsmail Yiğit gibi önemli çini ustalarıyla çalışan sanatçı, üniversite eğitimi boyunca Tüzüm Kızılcan Seramik Atölyesi’nde çalışmalarını sürdürmüştür. Birçok  uluslararası seramik yarışmasında ödül ve sergileme alan sanatçı, çalışmalarında geleneksel tekniklerden ve motiflerden yararlanmaktadır. Geleneksel ve klasik olanın dışına çıkarken, geleneksel renkleri kullanmaktan vazgeçmeyen sanatçı, teknik deneyimlerini bu yönde aktarmaktadır. Askerliğini İstanbul Beşiktaş Deniz müzesinde yapan sanatçı, müze Komutanı Kurmay Kıdemli Albay Ali Rıza İşipek’in yönlendirmesi ile saltanat kayıklarını incelemiş ve desenleri çini üzerinde uygulamış, Boğaz’ın Kuğularını saray sanatı ile birleştirerek farklı bir yorum getirmiştir.


SANATÇI BİLDİRİSİ


“BİR DÜŞ GÖRDÜM…”

“Minyatür”, Batı’da Antik Çağ’dan, Doğu’da ise İslam öncesi dönemlerden itibaren, kendine özgü bir görsel dille kitabın içinde asıl biçimine ulaşmıştır. Genellikle yazılı bir metni betimleyen ve günümüzde “kitap resmi” olarak da anılan bu resim biçimi, yüzyıllar boyunca İslam dünyası hükümdarlarının saraylarında en zengin örneklerini vermiştir. Konularını, kahramanlık destanları, aşk hikayeleri, gerçeküstü hikayeler ve masallar gibi dönemlerinin sevilen edebi türlerinden alan minyatürlü kitapların her biri başlıbaşına çok güçlü düş dünyalarının ürünleridir. Bir minyatüre baktığımızda, tek merkezli bakış açısından görmeye alışık olduğumuz bu dünyaya ait olmayan biçimler, yaratıklar, mekanlar ve renklerle karşı karşıya kalırız. Bu farklı görsel dil izleyiciyi bir anda ele geçirir ve büyülü bir düş dünyasının içine bırakır. “Bir Düş Gördüm…” işte bu düşsel dünyanın içinden, pek çok farklı hikayeden esinle yola çıkmış bir fırçanın ürünlerinden meydana gelmektedir. FİLİZ ADIGÜZEL TOPRAK


 

“SALTANAT KAYIKLARI”

İnsanların topraktan yaptıkları kapları dekorlamasıyla başladı “Çini”nin serüveni. Anadolu’nun en mütevazi yerleşimlerinden, Selçuklu’nun en ihtişamlı saraylarına kadar her yerde “çini” vardı. “Çini” artık, en pahalı metal eşyalardan da daha güzeldi, zengin sofraların eşyası ve muhteşem sarayların duvarlarını süsleyen cennet bahçeleriydi.

Zamanla, İstanbul’daki büyük yangınlar çoğunu bizden mahrum etse de, günümüzde çininin üretim teknolojisi gizemini korumakta ve araştırmalara konu olmaktadır. Günümüz seramik sanatı içinde de yerini önemle koruyan çini üslubu bu sergide, İstanbul’un en güzel eski zaman boğaz kuğularıyla, “saltanat kayık”larıyla buluşuyor. Sınırlı renk skalası, “Saltanat Kayıkları”nın öykülerini hatırlatmak için özgün bir yorumla buluşma çabasında…İhtişamlı saltanat kayıkları ve İstanbul’un siması, her çizgide “çini”nin kendine has üslubuyla yeniden sunuluyor…

CAN GÖKÇE