90’ları yaşamış bir şanslı olarak alıyorum bu yazıyı kaleme. Harçlıklarımı biriktirerek aldığım her kaset şimdi daha da değerli geliyor bana. O yüzden vazgeçemiyorum hiçbirinden… Dijital dünyanın tam ortasında, bu işi yaparak hayatımı kazansam da sevmiyorum bu dünyanın ağır basan sahte yanını.

Hiç unutmuyorum. Sene 1994. Yaşım 9. Oturduğumuz semtte tam 3 tane kasetçi var. Birine kasetler hep geç gelir. Diğeri ise dükkanını erken açar erken kapatır. Bir tanesi de kasetlerin yanında parfüm satar. Benim favorim ise dükkanı erken açan ve erken kapatan sarışın abla… Annemden, babamdan topladığım harçlıklarla ilk kasetimi almak için annemin işten dönmesini bekliyorum. Annem içeri girmeden kapıya çıkıp onu bekliyorum. Sonra da doğru kasetçiye… Anneme veriyorum parayı. İlk kasetimi alıyorum. Yıldız Tilbe-Delikanlım… O yaşta ne yaşadıysam artık içimi dağlıyor şarkılar. Sevemedim Ayrılığı, Sana Değer, Sevdanın Tadı ve Delikanlım ilk ezberlediğim şarkılar. Özellikle “Zaten aşklar yalan dolan, sonu hep sızı hüsran, geriye kalan ardından, yalnızlık olsa da sana değer” diye dolanıp duruyorum ortalarda. 9 yaşında aşkın yalan olduğuna inanıyorum nedense?

Semtimde hiç kasetçi kalmadı… Kasetlerin yanında parfüm satan abi tamamen parfümeri işine girdi. Kasetleri hep geç getiren adam artık hiç kaset getirmiyor. O da parfümeri işine girdi. Parfümeri de iyi para var demek ki. Benim sonrasında da sürekli kaset aldığım sarışın abla evlendi, çoluk çocuğa karıştı ve kapattı kasetçiyi. Zaten piyasada artık kasette kalmadı. Kaset dinleyecek bir alette kalmadı. Yani bir devir bitti. Neden? Teknolojiye ayak uydurduk. Dijital dünyayla tanıştık. Artık her şeyi daha net duyuyoruz, her ses daha temiz daha elektronik. Seslerde bir çatlama yok artık. Doğal olarak o samimiyette yok. Bitti. Eğer bir cd almak istiyorsanız benzinciden ya da o büyük mağazalardan almak zorundasınız. Düşünsenize bir sanatçı bir albüm için aylarını ayırıyor, ciddi bir para harcıyor ama o albümü benzinciden satın alıyorsunuz. Neden? Ticari hesaplar.

Özledim… Kasetçileri özledim. Unkapanı’nın coşkusunu, kalabalığını, firmaların adil yarışlarını özledim. Ölüm sessizliğine bürünen Unkapanı beni üzüyor… Semtimde kasetçinin kalmaması beni üzüyor. Kaset dediğime bakmayın. Sadece albüm satan yerlerin olmasını özledim. Müzik denen şeyin kocaman dükkanlarda, her şeyin satıldığı bir yerde, ufacık bir alana sığdırılması beni üzüyor. Büyük mağazalara ya da aklınıza gelen o ilk yere savaş açtığım ya da protesto ettiğimi düşünmeyin. Sadece böyle güzel bir kültürün yok edilmesine üzülüyorum. Daha iyiye geçiş yaptığınızı düşünürken sizi o günlere getiren yerleri bir anda silip atmanızı da algılayamıyorum. Bu arada koleksiyoncuysanız eğer hala Kurtuluş caddesinde ufacık bir dükkan var kaset satan. Eskiye dair birçok albümü bulabilirsiniz. Ben arada ziyaret ediyorum. Arşivimdeki eksiklikleri tamamlamak için…

Ruhunuza iyi gelen şeyleri yapmayı unutmayın…

Seyit Aydoğan