Uzun bir yaz tatilinden sonra 28 Eylül’de resmi olarak eğitim öğretim yılı başladı. Her ne kadar Maya Su ve Mira’nın okulları daha erken açılmış olsa da araya giren bayram tatili sebebiyle bizde yeni açılmış gibi olduk. Bunun yanı sıra en büyük Melisimizi de Erasmus için Roma’ya gönderdik. Eylül itibariyle evde boş kaldığımız an olmadı desem yanlış olmaz. Yazıya başlamadan önce üç çocukla ilgili anaokul, ilkokul ve üniversite öğrencisi hallerimizi , okula yeni başlangıç ve yeniden dönüşte nelere dikkat etmeli diye bir yazı yazayım diye düşünürken bu tür yazılar nasılsa çok var ben anne olarak neler yaşıyorum onu yazayıma döndüm. Biraz da ben anlatayım. Zaten her çocuk başka her anne hali başka değil mi?

thumb_IMG_8250_1024

instagram.com/yesimmutlu

En küçükten başlayalım. Mira, yuvaya gitmiş okulun mantığını kavramış ablanın okuluna gideceği için heyecan duyan bir halde. Benim içim rahat yetkinliğinden, güvenliğinden emin olduğum yerdeyiz. Zaten aylar önce öğretmeni, sınıfı vb görmüş tanışmışım. Ama durun bir dakika bir sorun var ben anne olarak aynı anda iki yerde hatta üç yerde nasıl olacağım ? Hepsi bir araya toplanmış.  Okulun açıldığı gün Mira, Maya Su aynı okulda olmasına rağmen sınıflar arası iki kat fark var . Melis’in uçağına yetişebilmem için sabah 07’de evden çıkmam ve havaalanında olmam gerekiyor. Gidemedim tabi.. İçimde sızlayan yara. Kızımı yeni çıktığı yolda uğurlayamadım.

Mira, ablasının töreni esnasında sınıfta. Oh en azından tören sırasında Maya Su’nun törende koro halini ve sınıfa başlayışını kaçırmayacağım. Maya Su , yeni sınıf öğretmeni ve yeni arkadaşlarıyla tanışacağı için son derece endişeli. Eski arkadaşlarıyla hep yan yana, el ele. Biliyorum biraz zaman sonra hepsi kaynaşacak ama ilk anlar zor işte. Kendimden pay biçeyim ilkokul ve ortaokul sürecinde babamın işi nedeniyle iki kez farklı yerlerde okula başlamak zorunda kaldım. Kimseyi tanımazsın bir de okul vb yabancı gelir neyseki okul aynı 🙂 Velhasıl tören bitti Maya Su sınıfta en arkaya oturmuş el sallıyor alışacak. Hepimiz yeni sürece alışacağız. Sen ne zaman4.sınıf oldun benim 4+4+4 zede kızım 🙂

Sıra Mira’da… Bu süreçte Melis ile defalarca telefon görüşmesi. Yolda trafik var mı, havaalanından ara, uçak rötar yapacak mı? Mira sınıfında yuvadan da tanıdığı iki arkadaşıyla aynı sınıfta ortalık süt liman. Sınıf öğretmenimiz tatlı, her şey yolunda. Eh ilk gün abla sebebiyle durumu anlatıyorum. Ama Mira’nın beni gördüğünde yüzündeki rahatlama ve mutluluk. Sona o akşam bana ben okula başlayınca yanımda olacaksın değil mi? Yanındaydım ben evet öyle ama ben de arkadaşlarımın annesi gibi sürekli bakmanı istiyorum. Otur Yeşim sınıfta kaldın Mira üzülmüş. Neyse bunu da çözeceğiz. Okuldan alsam mı acaba sesleri içimde. Ama servise alışması gerek bırak servis ile dönsün. Sonuç servis ile döndü 🙂

melisroma

instagram.com/meliskosoglu

Melis, sağ salim Roma’ya gitti. Geçici olarak kalacağı yerde facetime da yaptık. İçim rahatladı. Telefon halindeyiz. Zoru kolaya çevirmeye çalışıyoruz. O da ben de bu yaşam haline alışacağız. Onun tek başına çok ama çok halletmesi gereken var hem de “anneeee anneeee ” şeklinde..

Şimdi peki ben ne kafadayım? Hissettiklerim..

Bir anaokul, bir ilkokul, bir erasmus öğrencisi annesi olarak yaşadıklarıma isim koydum: Yetememe Korkusu Yaşayan Anne Sendromu.

Ne Mira’dan ne Maya Su’dan ne de Melis’ten  kısa zamanda ortama ve okula ayak uydurmasını beklemiyorum. Zaman ile alışacaklar ve sonrasında mutlu ve neşeli olacaklar biliyorum.

İlk adımı attık. Aması ben yoruldum.

Ve hayat öğretti ki aynı anda üç yerde olamıyorum.

YSM