Yıllar öncesinden bir anı. İlkokul okuma bayramındayım. O gün için hepimize özel kıyafetler dikilmiş. Ne aydınlık öğretmenler ki hangi çocuk ne olmak isterse o olmuş. Ben “beyaz kelebek” olmayı istemişim. Kelebek kanatlarımın lastiği, simli çoraplarım, beyaz eteğim ve beyaz bluzumla oradan oraya uçan bir kelebeğim. Okuma bayramında sahneye herkesin kızaran elmaları asılmış. Şiirler, koro, karma dans gösterisi derken sıra kişisel performanslarıma gelmiş. Sınıfta ilk okuyan ben olduğum için ilk bana sıra verilmiş. İsmim söylendiğinde bacaklarım titremiş ve iki adım öne çıkarak herkesi yarı belime kadar eğilerek selamlamıştım. Sonra; öğretmenim Nermin Aksak (yıllardır ismini saygıyla anarım) boynuma kızarmış elma kolyemi takmış ve “Büyüyünce ne olacaksın” diye sormuştu. Ben de “terzi olacağım” demiştim. Dememle birlikte herkes gülmeye başlayınca ağlayarak sahneden kaçmıştım. Kendimi toplu iğne başı kadar hiç küçük hissetmiştim. Tören sonunda annem sahnede “neden terzi olmak istiyorsun?” diye sorduğunda cevabım yoktu. Benden sonra herkes “doktor olmak istiyorum, avukat olmak istiyorum, öğretmen olmak istiyorum”vb sonsuz meslek saymış bense kenarda sessizce kalmıştım.

Sanırım ilk hayal kırıklığım o sahnededir. Bir çocuğun hayalleri çok değerlidir. Terzi olmak nereden aklıma geldi bilmiyorum ama hayatımda iğne-iplik ilişkim düğme dikmekten öte gidemedim.

İlk hayal kırıklığına rağmen hayal kurmaktan ve hayallerimin peşinden gitmekten gitmekten hiç vazgeçmedim. Hayat bana ne getirdiyse kabul ederek yaşadım. 

Hayal demişken size çocukluk hayallerini hayata geçiren ressam Halit Demirel’den bahsetmek istiyorum. Halit Demirel, size daha önce başka bir söyleşide bahsettiğim Seray Hut Demirel’in eşi 🙂 Seray ile sevgili Halit’in sergisi hakkımda defalarca konuşmuştuk. Nasıl olsa daha vakit var derken bir de bakmışız sayılı gün hemen gelmiş. Bugün sergi açılışı var. Yolu düşen herkese aşağıda detayları yer alan sergiye açık davet benden 🙂

Hayal kurucular için başka bir yerin mümkün olduğunu anlatan Halit Demirel ve Seray’ı tanımaktan çok mutluyum. Bizim konuşacak, hayal kuracak çok daha anımız var.

Sevgili Halit Demirel; gerçekten “Başka Bir Yer” mümkün mü? Şaka bir yana yaşam hikayen nasıl başladı?

Kesinlikle mümkün. Eğer siz de hayal gücünün sınırsızlığına inanıyorsanız bambaşka bir yolculuk sizi de bekliyor demektir. 

Benim resme başlamam çok erken yaşlarda oldu. Babamında resme olan ilgisi ve yeteneği benim için her zaman çok büyük bir avantajdı. Düşünsenize evde bir öğretmeniniz var, bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Resim disipliniyle geçen bir çocukluğun ardından gelecek planımın da rotası belliydi aslında. 

Başarılı bir tasarımcı, sanat yönetmeni, kreatif direktör ve ressam olarak hayatını devam ediyorsun. en çok hangisinin toplamısın?

Aslında grafik tasarım ve resim farklı disiplinler olsa da, ortak paydada barındırdığı temel prensip çok benzer. İkisinin de mayasında “tasarlamak” var. Bu olgu benim için yeterince heyecan verici.

Grafik ve reklam iletişimi yaptığınızda “müşteri faktörü” devreye giriyor. Bu da zaman zaman istekler ve beklentiler sayesinde başka yönlere kayabiliyor maalesef.

Tabii ki kıyas yaptığınızda resim açık ara daha özel bir yerde benim için. Resim yaparken ise, sınırınız yok, “tek müşteri vicdanınız” 

Eğer ürettiğiniz eser gerçek anlamda sizi tatmin etmişse olmuş demektir.

1994 yılından bu yana eserlerini sergiliyorsun. Seni bu zamana kadar en çok heyecanlandıran sergi hangisiydi?

Aslında işin özü bir sergi veya etkinlik içerisinde bazı eserler için bu hissi yaşıyorum. Bir de uluslararası etkinlikler beni biraz daha fazla heyecanlandırıyor diyebilirim. Farklı coğrafyalardan farklı sentezlerle karşılaşmanız daha olası çünkü.

En son katılımcı olduğum hem de seyirci olarak 4 gün boyunca içerisinde bulunduğum Comtemporary Istanbul 2018‘de çok değerli sanatçıların eserlerii vardı. İşin bir güzel yanı da, ülkemizde de gayet yetenekli genç sanatçıların olması. Bu gerçekten umut verici.

Ne mutlu ki “Başka Bir Yer” sergin 13 Ocak’ta Gama Gallery‘de açılıyor. Aynı süreçte eserlerin 10 Ocak- 5 Şubat 2019 tarihleri arasında Londra’da “Confluence” adlı karma sergide eş zamanlı olarak sanatseverler ile buluşacak. Oldukça heyecanlı olmalısın. Yakın gelecekte başka sergi haberlerini alacak mıyız?

Gerçekten de çok heyecan verici bir eş zamanlama oldu. Evet, başka projeler de yolda. Şimdilik bir tanesi yurt içinde diğeri New York’ta bir fuara katılıyor olacağım.

Resimlerini yaparken kendini nerede buluyorsun? Bakış açın gerçek “Halit”i anlatan resimler mi yoksa deneysel bir resim mi ortaya çıkarayım oluyor?

Bir eserin üretim süreci gerçekten de çok bıçak sırtı bir yolculuk. Ortaya koyacağınız eserin belli kriterleri sağlıyor olması kaçınılmaz. O yüzden başlangıcından bitişine kadar her aşaması çok meşakatli ve aynı zamanda çok kıymetli. Deneysellik işin mutfağında aslında, günün sonunda nasıl yaptığınızdan ziyade, ne yaptığınız önemli.

Metal üzeri suluboya ve akrilik resimler yapıyorsun. Bir gece düşündün ve “böyle devam etmeliyim” mi dedin? Yoksa en baştan bu yana hayalinde bu tür resimler mi yapmak vardı?

Metal seride ürettiğm tüm eserler dış bükey “rölyefik”. Bunu böyle tercih etmemin sebebi de yer kürede olduğu gibi hareket etmeye başladığınız andan itibaren mesafe aldıkça önünüzde beliren görüntü ilerleyen aşamada yerini başka bir görüntüye bırakır ve bir sonraki resmi, yol katettikçe görmeye başlarsınız.

Bu sayede, metal resimlerde enine oluşturulmuş katmanlara bir de dış bükey yüzeyin sağlamış olduğu derinlik eklennmiş oldu. Bu da benim kurguladığım “Başka Bir Yer” konseptiyle tam olarak örtüştü.

Resimlerini ilk gördüğümde serginin adını dahil bilmeden “bu resimler başka bir dünyayı anlatıyor” demiştim. Ve serginin adı “Başka Bir Yer” Herkes kendine ait olanı mı görüyor yoksa görmemiz gerekenler için gizli özneler yerleştirdin mi?

Resimlerin “DNA”sını oluşturan dokular ve katmanlar aslında zihnin birer topoğrafyası. Resimlerin genel tavrı soyut olmakla birlikte tabii ki içerisinde seyircinin görmesini istediğim belli özneler var ama bundan sonrası tamamen seyircinin algıladığıve odaklandığı noktalardan “başka bir yere”e ulaşması.

Türkiye’de sanatçı olmak zor. Hele resim sanatı uzun vadeli bir yatırım gibi bakılıyor. Sen resimlerini yaparken bu kaygıyı taşıyor musun?

Benim en çok önemsediğim konu bu aslında. Yaptığım resimlerin tamamen arınmış olmaları çok önemli. İçerisinde ticari kaygıdan tutun da, beğenilme kaygısına kadar uzanan skalada taviz vermediğiniz kadar özgün olabilirsiniz ve ancak bu güdüyle orijinal işler üretebilirsiniz.

İlk yaptığın resmi satıp iki gün geçmeden geri aldığını anlattın. Sonuçta hepimiz hayatımızı sürdürürken ticari olarakta güçlü olmak istiyoruz. Hayatında satmam dediğin resimler var mı?

Sergide bir tane var mesela (süpriz olsun hangisi olduğu 🙂 Bundan sonra da olabilir, bilemiyorum.

Türk sanatının önemli isimlerinden dersler aldın ve şimdi karma sergilerde eserleriniz beraber sergileniyor. Neler hissediyorsun?

Evet gerçekten Türk sanatının çok değerli isimleriyle geçen bir eğitim hayatından sonra o kuşaktan sanatçılarla sanatsal bir oluşum içerisinde olmak gayet güzel bir duygu.

Hayalinde çizmek istediğin bir şey var mı?

Hep var aslında. İşin tılsımıda belki budur. Bitmeyen bir süreç, bitmeye yakın bir yenisi başlıyor.

Çocukluk hayali ressam olmak olup onu gerçekleştirenlerden misin?

Kesinlikle öyle. Bu yüzden de kendimi çok şanslı hissediyorum.

Sevgili Halit Demirel’e ufkumu açan, sanata sanat katan bu söyleşi için, dünyalar tatlısı eşi Seray Hut Demirel’e çok teşekkür ederim.

YSM

10 Ocak 2019 Milliyet Yaşam Yazım

YSM’in notu: Fotoğraf çekimi için Zorlu Center ve Alpi Dağ Evi’ne teşekkürlerimizle..

Halit Demirel Kimdir?

1975 yılında doğan sanatçı 1999 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde eğitimini tamamladı. Burada öncelikle; Balkan Naci İslimyeli Atölyesi olmak üzere, Prof. Mehmet Özer, Prof. Mustafa Pilevneli, Prof. Tayfun Erdoğmuş Dr. Öğr. Üyesi Mürteza Fidan gibi sanatçılarla da atölye çalışmaları yaptı. Bugüne kadar 13 ayrı platformda sergilere katıldı. Aynı zamanda İstanbul‘da çeşitli reklam ajanslarında, tasarımcı reklam sanat yönetmeni ve kreatif direktör olarak çalıştı. Çalışmalarına halen İstanbul’da devam ediyor.