Balat’ı seviyorum ve son bir kaç yıldır sıklıkla gidiyorum. Aslında ben İstanbul’da tarihi olan her yeri seviyorum. Bana “neden sürekli Balat’a gidiyorsun?”  diye çok sorulduğu için kısa bir blog yazısı yazayım istedim. İşin özüne baktığınızda 18 yaşında üniversite eğitimim için geldiğim İstanbul’da yaşamaya başladım. Öğrenciyken ve sonrasında da her zaman, her fırsatta bu harika şehri keşfetmeye ve tarihini sindirmeye çalıştım.Hala görmediğim yerler var. İstanbul öyle bir şehir ki onu kısa süre de yaşamak, tüketmek mümkün değil.

Öğrenciyken Vezneciler’de bir kız yurdunda kalıyordum. Hafta içi akşam 21.00’e hafta sonu 23.00’e kadar dışarıda ( yurda son giriş saati) kalma izni olurdu bizlerin. Her öğrenci gibi ilk durağımız  Sultanahmet, Taksim’di. Film izlemek için adresim hep Taksim’di. Atlas Sinemasında izlediğim ilk film “Pretty Woman”dı. İnsan anılarıyla yaşıyor. Sultanahmet’te gezmediğimiz yer, oturmadığımız çay bahçesi kalmazdı. O zaman süslü püslü kafeler yok. En büyük zenginliğimiz Ramada Otel’de sütlü kahve içmek. Hiç unutmam allah rahmet eylesin bir gün yeni yıl çekimi için rahmetli Zeki Müren ve Neşe Erberk ile karşılaşmıştık. Otelin şadırvanlı bir yeri vardı, sular akar ve insana huzur verirdi. Ah gençliğim 🙂

Gelelim Balat meselesine. Balatı seviyorum çünkü;

  • Kendi haline terk edilmişliği -ki son yıllarda bu da bozuldu- Hala eski İstanbul izlerini ve tarihi hissetmek.
  • İki ev arası çamaşır asılı sokaklarda kaybolmak, birbirinden güzel evlerin terk edilmişliği ve içindeki hikayeleri merak etmem.
  • Cami, kilise, sinagog, ayazmasıyla Bizans’tan günümüze kozmopolit yapısı.
  • Sokakta top oynayan, ip atlayan çocukların hala olduğunu görmek.
  • Kapı önünde sohbet eden kadınlarla oturup sohbet edip eski Balat’ı konuşmak.
  • Tarihi fırını, eczanesi, çıfıt çarşısı, arnavut kaldırımlı sokakları
  • Birbirinden güzel hikayesi olan mekanlarda çay, kahve içmek
  • Hep yeni keşiflerle fotoğraf çekmek, yıkılan yanan yerleri görüp üzülmek
  • Bana Çanakkale’de ki evimizi ve Bozcaada’yı anımsatması, orada hissettiğim huzuru Balat sokaklarında da hissetmem.
  • Fener Rum Erkek Lisesi’nin muhteşem kırmızısı.

Balat’ın çok hikayesi, keşfedilecek çok yeri var. Bana göre herkes kendi Balat’ını yaşıyor. Sevdiğim bu yeri yeniden yeniden keşfetmekte benim en büyük mutluluğum. Daha fazla Balat fotoğrafı için tık tık

YSM