Kaçamak yaptım. Evet her şeyi bir kenara bırakıp Philips Avent’in davetlisi olarak kendimi  küçük bir kaçamağın içinde buldum. İçimde heyecan ve yaşayacağım deneyimin merakı. Bu kaçamağı suç ortağım olan  çok sevdiğim blogger anneler  ile yaşamak ayrı bir keyif.


Fotoğrafa Eva’da dahil olmuştu ama benim iphoneda onun fotoğrafı çıkmadı 🙂

Bu anın çok özel olacağının sinyalleri ilk otoparkta yaşadım. Size tuhaf gelebilir ama kumru güvercinleri ne zaman görsem hayatımda güzel anlar olur. Mesajcı diyorum ben onlara. Çok çok ilginç dönemler de gelip konarlar pencereme. İşte arabamı park edip tam yürümeye çalışırken gürültü oldu tepemde. Başımı kaldırıp baktığımda iki kumru kanat çırpıyor başımın üzerinde. İnanamadım otoparkın içinde iki kumru. Yaşasın dedim içimi bir sevinç kapladı. Bundan sonra ne olacaksa güzel olacak.

Philips Avent’in  anne blogcuları bir araya getiriyor olması hoş. Eski bir marketing canavarı olarak organizasyon ile ilgili düşüncelerimi de bu kaçamağa dahil etmek istiyorum. Davet ve LCV kısmı çok samimiydi. Kaçamağın gerçekleşeceği mekan konuya çok uygun seçilmişti. İstinye Park Hilside City Club’da  ;  samimi bir ortam da hazırlanmıştı her detay. Karşılama da hiç stres yaşanmadı. Markaya ait hiç bir ürün ve logo sizi yormuyor. İkramlar çok özenli yerleştirilmiş, bahar temizliğine uygun menü seçilmiş. Not almak için çok sevdiğim Moleskine deftere minik bir logo yerleştirilmiş, logolu kalem şık. Barkovizyon, ses düzeni sıfır hata ile çalıştı. Ve çok ama çok kısa bir tanıtım yapıldı bir çok marka gibi tanıtım filmi uzun değil çok eğlenceli ve gülümsetendi . Görseller çok iyi seçilmişti. Hatta blogum için bana görsel göndermelerinin sözünü aldım gelir gelmez burada paylaşacağım. Avent Pazarlama Müdürü Ayşen Coşgun’un enerjisi yayılıyordu. Bazı markalar gibi yuvarlak konuşmadan çok net cevaplar verdi. Ürün satış sonrası servis hizmetini anlatması ve süt pompalarında tüm sorunların gün içinde çözüldüğü gibi bilgileri vermesi çok yerindeydi. Sorulara cevap kısmı keyifliydi. Benim cam biberon neden yok soruma bile çok kibar cevap verdiler. Ha bir de“Anneler Tavsiye Ediyor” dan bahsettiler .


Maya Su’da ciddi kolik problemi yaşamıştık. Ve Avent’in anti-kolik valf sistemi bulunan biberonu bizim için hayat kurtarıcıydı. her ne kadar anne sütü alıyor olsa da ben yokken süt içmesi için bu biberonu kullanıyorduk. Mira için de ben olası bir kolik için bu biberonu baş köşeye yerleştirmiş ve doğum öncesi hazırlamıştım. Aradaki tek fark 2007’de BPA gündemde değildi, 2010 yılın da Avent’in bu biberonu yani benim Mira için aldığım biberon BPA içermiyordu. Ben bu BPA konusuna fena takılmış haldeyim. Mesela bir arkadaşım bana özel olarak Montreal’den BPA içermeyen termos gönderdi. Bunu da başka bir bloglamamda yazayım 🙂

Şimdi kısacık Avent ile ilgili deneyimlerimi yazdıktan sonra size bahar temizliğimi anlatmak istiyorum. Çünkü çıktıktan sonra birden kendimi İstinye Park’ın ışıklı ortamında bulunca tuhaf oldum. Az önce hayallerin ve niyetlerin dünyasındayken birden gerçek dünyaya dönmek tokat gibi patlamıştı yüzümde.

Biz kaçamağı konuşuyorduk değil mi? Ama konu annelik sanatı olunca her anne gibi kanatların altına almak için hemen bıd bıd bıdı başlıyor. Kaçamağın sorumlu kişisi Değişim/Gelişim Koçu  Burcu Yalman. Çıtı pıtı muhteşem bir ses ile başlıyor kendini anlatmaya. O da benim gibi kendini yeniden doğuran kadınlardan. Uzun yıllar finans sektöründe çalışmış. İlk bebeği ile anne-çalışan devam etmiş, sonra ikinci çocuk ve annelik günleri. Sonrasın da kendisi gibi değişim ve yaşam koçluğu …

Kaçamağın sorumlu kişisi bize kısa özetlerle neler yapacağımızı anlatıyor. Tüm kimliklerden sıyrılarak kendimiz oluyoruz biz bu kaçamak boyunca 🙂 İsimlerimizle başladık önce. Dağıttığı minik renkli not kağıtlarına kendi ismimizi ve ismimiz ile başlayan ve aklımzıa ilk gelen kelimeyi yazmamızı istedi. Benim Yonca geldi sonra neden bu diye hepimiz konuştuk üzerinde. İlk Yonca, çünkü yeşil, kırlara çıktığımda hep ararım, bulursam çok mutlu olurum bla bla bla…

Sonra eşlerimiz oldu. Sumru Hanım ile eşleştik ve her ikimizde birbirimize çok özel an-ıları paylaştık. Burada ki yönlendirme kendimizi en iyi hissettiğimiz güçlü hissettiğimiz yaşasınd ediğimiz an-ı ve geçmiş üzerineydi. Sumru Hanım’ın tespiti tamamen beni anlatıyordu.

Hepimiz sonra konuştuk bu güçlü yönlerimiz üzerine. Burcu, Boyatsizin geçmişin,varsayımların, inançların, bilginin ve öğrenmişliklerin bizi ve algımızı nasıl da etkilemiş olduğundan bahsetti. Ben öğrenen zihniyettim tüm sonuca göre 🙂

İşte açıklaması 🙂 Yargılayan zihniyet i büyüklerin sürekli neden? ; öğrenen zihniyet – çocukların nasıl? diye sorduğu. Bizi yoran yargılayan zihniyet, öğrenen zihniyetimizi  daha sık kullanabilirsek kendimizle daha iyi iletişimde olabiliyoruz. Sonra testesteron ve östrojen ile ilgili yani kız ve erkek olmak züerine konuştu Burcu. Benim bildiğim konular olduğu için o an sessiz dinlemeyi tercih ettim. ama diyeceğim şu ki her şey anne karnında başlıyor. Bu hormonlar yok mu bu hormonlar. Kadını kadın erkeği erkek yapan. O yüzden yüzyıllardır bitmiyor bu çekişmemiz çünkü çok farklı çalışıyor bioritmimiz. Bir kere her adet döngüsünde yeniden yeniden iniş çıkışlarımız var.

Sonra her şeyi bir kenara bırakıp en rahat halimizi almamızı istedi Burcu. Benim için rahatlık çıplak ayak, saatsiz, yüzüksüz kendi olarak olabildiğim an. eve girince ilk saatim çıkar ve tüm küpe, yüzük etc gider. İşte orada da yere bağdaş kurup hepsini çıkardım üzerimden yoksa rahat olamazdım biliyorum Saatin tiktakları bile fazladır o an.

Son derece hipnotik bir sesle bir metin okuyarak bizi kendimiz de var olan ışığımız ile temasa geçmemizi istedi. Gözlerimiz kapalı nefese odaklanarak o özel yere gittik. Çok özel bir yer orası. Tüm çalışmalarımda ortaya çıkan ve kendimden geçiren yer.

Sonrasında yapmış olduğumuz resim üzerine konuştuk. Güncel yaşamım da bu yere sık sık kaçmak isterim ama nerede olmuyor ben derim meditasyon dışında sığınamıyorum. Burcu, kaçamağın sonunda bize “olmak” mucizesini anlattı. Her güne bir şey olmaya niyet ederek başlamanın , gerçekten niyet etmenin büyüsünü paylaştı . Hele ki gün sonunda, yatağa yattığımız da kısa bir değerlendirme yapın, ve kendinizi takdir etmeyi unutmayın şifrelerini ekledi. Ama ben yatınca kafamdan bin bir türlü düşünce geçer. Öyle ki bazen uykumdan uyanıp not alırım ben bu fikir süper unutmayayım diye. Sanırım yalnız ve kendim kaldığım tek an bu 🙂 Bize veda ederken ne niyetle  ayrıldığımızı sordu. Benim  niyetim daha fazla hayal kurmak, kurabilmek. Hayaller gerçek oluyor biliyorum…

Herkesle vedalaşmadan önce toplu fotoğraf çektirmek istedim bu güzel insanlarla bu özel anı paylaştığım için ama resmim olsun istedim. Sonra Burcu’da istedi ve herkes kendi iphonu ile çekti . Bu arada apple mutlu olurdu neredeyse tüm bloggerların iphone kullandığını görse 🙂 espirisini yapmadan duramadım 🙂

Sevgili Onur atahan’a takıldım gel YSM pozu vermeden olmaz dedim. Kırmadı beni hemen aldık yerimizi ve verdik pozumuzu 🙂

Çıkışta hepimizin ismine özel hazırlanmış minik bir süpriz bekliyordu . Bu kaçamağın devamı ancak bu kadar olabilirdi. Emzirmem bitsin ilk işim masaj yaptırmak olacak diyenler sesimi duymuş gibi Avent ; Sanda Spa’dan 50 dakikalık Sanda Breaks kaçamağı hediye etmişti hepimize.

Hepimiz vedalaştık güzel bir kaçamağı paylaşmanın dinginliği ile. Bu kaçamağın bana getirdikleri ayaklarından gözlerimi alamadığım Devletşah:) , zıtlıklarda buluştuğumuz Önce Anneyim Özge, Avent Annesi Müge…

Ağzım kulaklarımda başka boyutta yürürken gerçekten kendimi İstinye Park’ın içinde bulmak etkilemişti beni. Ve ben gerçekten farkında olan YSM’i ne kadar sevdiğimi ve onun ile neler yapabileceğimi yeniden anımsattığı için teşekkür ettim Avente ve Burcu’ya…

Herkese ama herkese teşekkürler, sevgi ve farkındalık ile…

YSM-çöp bile çizemeyen

Ps: Maya Su resmi görünce anne benim için mi çizdin diyerek sevindi mutlu oldu odasına götürdü akşam babasına gösterdi. Mutlu oldum çocuk gibi 🙂