Seni seviyorum bebek yüz. Ateşine düştüğüm ilk günden beri kalbim yangınlarda. Dayanılmaz hasretin acılar içinde kıvrandırıyor bedenimi. Her geçen gün daha da büyütüyor özlemini. Öyle özlüyorum ki …

Özlem, özlemek . Daha önce yaşanmamış iki kelimeydi. Sadece sözlükte var olduğu bilinen anlamı hiç merak edilmeyen iki basit sözcük. Yangınına düştükten sonra alfabem olan 5 harflik kelime. Sözlüğüm olan yaşamın.

Özlüyorum bebek yüz, özlüyorum . Dünyaya yeni doğan bebeğin ağladığı gibi özlüyorum seni. Yokluğunda kah ağlayarak, kah kollarına geleceğim anı düşünerek ağlıyorum. Çok zor bebek yüz çok zor ayrılık. Aşklar ayrılığı hiç sevmez oysa. Bizim aşkımız ayrıklara gebe doğduğu günden beri. Doğduğu gün ayaz vurdu üzerine. İmkansızlık vantuz gibi yapışmışken; damarlarımda senin aktığını nerden bilecek… Ayaz vuran yüreğimi senin sıcaklığının ısıttığını nasıl hissedecekti ki…

Alışamıyorum bebekyüz alışamıyorum sensiz gecelere. Sabahlar olmuyor güneş doğmuyor pencereme. Uzaklarda olduğunu bilip, kokunu düşünerek boğuluyorum ıslak yastıklarda. Kıvranıyorum özlemin ile… Dönüyorum dünya dönüyor, dönüyorum sen dönmüyorsun bana…

Ah bebekyüz, üzdüm seni. Kes parmaklarımı aşkın kılıcı ile. Ağlamam sızlanmam hiç. Son duamda seni görecek ,dokunacak öpecek ve celladım sen olduktan sonra.

Yeşim Şahin
06/02/2002