Bu yazı Op.Dr. Hüseyin Mutlu tarafından hazırlanmıştır. Sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir hekim-hasta sağlama amacı ile oluşturulmamıştır.  Buradaki bilginin hekim muayenesi ve hekim konsültasyonu sonucu sağlanan bilgi ile kıyaslanamayacağını hatırlayınız. Kaynak göstermeden lütfen paylaşmayınız.

Hamilelik her aile için güzel bir haber ve her çift için yeni bir dönemdir. Bebeğin aileye kattığı pozitif enerji hiç bir şeyle karşılaştırılamaz. Uzun olan bu süreçte yaşanan olaylar anne karnındaki bebeği etkilediğine ait birçok bilimsel yayın bulunmaktadır.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda anne karnındaki bebeğin davranış modelleri ile yeni doğan dönemindeki hareketleri ve davranışları arasında doğrudan yakın ilişki olduğu kanıtlanmıştır. Stres altındaki annenin bebeğinde değişik hareketlerin olduğu, bu bebeklerin doğumdan sonra daha az uyudukları, emme kapasitelerinin daha zayıf olduğu ve sürekli ağlama nöbetleri geçirdikleri saptanmıştır. Stresli bir dönem geçiren annelerde ise erken doğum yapma riski daha yüksektir.

Kısa dönemde stresin kişilerde halsizlik, baş ağrısı, uykusuzluk, iştahsızlık veya iştah artışına neden olduğunu biliyoruz. Stresin uzun süre devam ettiği durumlarda ise stres bağışıklığı baskılayarak enfeksiyonlara neden olur. Ayrıca yüksek tansiyon ve bazen kalp yetersizliğine bile neden olabilmektedir.

Yüksek stres altında olan hamilelerin erken doğum yaptığı bilimsel bir gerçektir. Erken doğan bebekler, yeni doğan dönemlerinde daha çok problem yaşarlar. Zekâ gelişimi, öğrenme güçlükleri ile serebral palsy adı verilen nörolojik bozukluklar bu bebeklerde daha sık görülmektedir.

HANGİ STRES ERKEN DOĞUMA SEBEP OLUR?

Günlük yaşamdaki stresler, iş, trafik yoğunluğu gibi küçük sıkıntılar erken doğuma sebep olmaz.Fakat uzun süreli sıkıntılar, boşanma, aileden birinin kaybı, kişinin işini kaybetmesi vb durumların erken doğuma neden olabildiği bildirilmektedir. Parasal problemler yaşayan ve işinde baskı altında olanlarda da erken doğum riski fazladır.

Özellikle sağlıkları ve bebeklerinin sağlıkları için sürekli endişeli olan kadınlarda da erken doğum sık görülmektedir.

STRES NASIL ERKEN DOĞUMA SEBEP OLUR?

Stres anne beyninden kortizol ve katekolaminler gibi hormonların salgılanmasını arttırır. Bu hormonlar plasenta tarafından salgılanan CRH adındaki hormonun erken salınımına neden olur. Sonuçta CRH tarafından prostaglandin adındaki maddeleri harekete geçirerek rahim kasılmalarını meydana gelir.

Uzun süren stres bağışıklığı baskılayarak rahim kasılmalarına neden olacak olan enfeksiyonlara da neden olabilmektedir.

Stres altındaki bazı kadınlar da strese tepkileri sigara,  alkol ve bazı maddeleri kullanmaya eğilim gösterir. Tüm bu maddelerin de erken doğuma neden olduğu bilinmektedir.

HAMİLELER STRESLE NASIL BAŞA ÇIKABİLİR?

Hamilelikle ilgili bulantı, kusma, halsizlik, sık idrara çıkma, şişkinlik ve sırt ağrıları gibi sorunlar anne adaylarında sıkıntı yaratabilir. Özellikle hamilelik öncesindeki gibi aynı tempoda ve hamile değilmiş gibi yaşamaya çalışan hamilelerde bu durumlar zor anlar yaşatabilmektedir. Hamilelerin bu durumun geçici olduğunu anlaması ve hamilelikten sonra tüm şikâyetlerinin geçeceğinin anlatılması rahatlama sağlayacaktır.

Düzenli ve sağlıklı beslenme, sigara, alkol ve düzensiz yaşamdan uzak kalmak stresi azaltır. Düzenli yürüyüşler ve egzersiz de stresi azaltan aktivitelerdir.

Stres yaşayan anne adaylarına en büyük destek eşleri ve yakınları tarafından verilmelidir. Kendilerini takip eden hekimin de bebekleri ile ilgili her şeyin iyi gittiğini bildirmesi de en önemli destektir.

Op Dr Hüseyin Mutlu

http://drhuseyinmutlu.com/?p=394