Hayatın hızına yetişemiyorum. Şikayetim yok. Ama gün 24 saat / 6 saat, hadi bazen 7 saat uyuyan ben için kalan 17 saat bana yetmiyor. Uykumdan fedakarlık yapsam diyorum ama o da dinlenmem ve bu tempoyu kaldırabilmem için şart. İstanbul’da yaşıyorsanız günün minimum 3 saati de trafikte geçiyor. Geriye kalan saatler sağlık için spor, hayat için çalışma halleri, toplantı, etkinlik, ya da arkadaşlarla sosyalleşme şeklinde geçiyor. Hele saat 16 sonrası okuldan dönen civcivlerle nasıl geçiyor anlamıyorum. Akşam olduğunda saat 22.00 civarı pilim bitmiş ve enerjim yerlerde sürünüyor oluyorum. A hadi biraz film seyredeyim, kitap okuyayım derken en erken yatma 00.00. Bu arada blog yazmak, instagram, twitter, facebook bakmak gibi halleri nasıl oluyorda takip ediyorum ben bile anlamıyorum. Çok planlı, programlı yaşama sahibim. Ama bazen aaa yeter diyorum, yeter. Ben sadece uyumak ve mümkünse tüm sorumluluklarımdan kaçmak istiyorum. Oluyor mu hayır. Sonra derin bir nefes alıyorum ve yeniden aynı temponun içinde hayata devam ediyorum

Sonra hayata şükrediyorum. Bunları yapabiliyorsam; hayatın içindeysem yaşadığım her anın farkındaysam daha ne istemeliyim hayattan. Sonra kendime hemen kızıyorum dur YSM, hayatta bir çok farklı durum var . Ve bir çok insan nefes alırken bile zorlanıyor. Yazı yazmak için sadece parmağını kullanabiliyor ya da ağzıyla bir kalem yardımıyla yazıyor. Ve yeniden şükrediyorum. Allah’a teşekkür ediyorum bana farkında olmamı sağladığı ve bana bunları hissettirdiği için.

Selfie Bakanı olarak #selfie ile ilgili yazılar yazmam da hayatımın en eğlenceli kısmı. Açıkçası öyle güzel yorumlar alıyorum ki sizden hepinize teşekkür ederim. Çok sevdiğim Sezen Aksu şarkısı düşüyor aklıma:
“…
acılarım oldu herkes gibi elbet
herkese kısmet olmayan sevinçlerim
unutulmayı da göze aldım evet
hayat sana teşekkür ederim”

Gerçekten de öyle.. Anı yaşamanın anlamını hissettiğimiz zamanlarla dolu olmalı hayat. Yoksa çok kısa ve çok çabuk geçmiş. Fazla mı derin konulara girdim? Çıkamadım. Ama hayat #selfie yani son günlerde #özçekim halinde zaten. En nefret edeninden en dalga geçeninden en ıyyy yapanından en sevenine herkes de #selfie.

Dün Türkan Şoray, Emel Sayın ve Selçuk Yöntem’in harika #selfiesini gördüm. “Dostlarla #selfie”demişler. Ne güzeldir dostluklar. Bu harika sanatçılar eksik olmasın hayattan.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı geçtiğimiz hafta geride bıraktık. Geçen hafta o kadar uzun bir yazı yazmışım ki son satıra aklımda olan ve kutlamayı aman unutmayayım dediğim satırları ekleyememişim. Bu sebeple özür diliyorum. Lütfen tıklar mısınız?

23 Nisan deyince aklıma 23 Nisan Resepsiyonu’nda TBMM Başkanvekili Meral Akşener ve selfiesi geldi. Meral Akşener’de ilk selfie pozunu Twitter hesabından paylaşıp geleneği bozmadı. Bir takipçisinin “Türkçe mısınız? Sizin örnek olmanız gerekirken..” mesajına ,“Haklısınız. Özçekim demem lazımdı” yanıtını verdi. Devlet tarafından isim aranan #selfie ye en yakın kelime sanırım şimdilik #özçekim.

Yazıya başlarken“Ah Selfie Ne Yapacağım Ben Seninle!” diyerek instagram da çok komik selfie hesapları olanları paylaşacaktım. Ama yazı yazarken “İntihar selfiesi” haberini okudum ve üzüldüm. Nasıl bir ruh hali ki intihar etmeden önce boynuna geçirdiği iple çektiği fotoğrafı sosyal paylaşım sitesine koyarak son yazıp ölüme gider insan. Allah rahmet eylesin diyorum…

Ne kadar güçlü olursak olalım, ne kadar pozitif hissedersek hissedelim ölüm gibi durumlarda ben hayata karşı kilitleniyorum. Sonra hayat yine de devam ediyor diyerek yaşamaya devam ediyorum.

Nazım Hikmet’in de dediği gibi :
……..
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte

yani yürekte

yani sen elmayı seviyorsun diye

elmanın da seni sevmesi şart mı?
……..

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Herkese sanal hayatta değil de gerçek hayatta sosyalleştikleri çok mutlu bir hafta diliyorum.

Selfieniz bol olsun…

YSM-Selfie Bakanı

29 Nisan 2014 benimgibi.com yazım.

Ah Selfie, ne yapacağım ben seninle!

Ah Selfie, ne yapacağım ben seninle!