Akdeniz’de kendini güneşe ve yıldızlara saklamış, dağların arasına muzurca gizlenmiş, el değmemiş koylardan bir tanesi Adrasan.

Burada gürültü- patırtı, allı pullu geceleri ve eller havaya eğlenceleri arıyorsanız hiç yaklaşmayın hatta aklınızdan bile geçirmeyin. Adrasan’da sadece huzur, rahatlık ve muhteşem bir doğa var.

Dağların arasından geçen yollar sizi mis gibi kekik ve çam ağaçlarının kokusu arasında Antalya’dan 1 saatlik yolculuk ile Adrasan ile buluşturuyor. Öyle bir an ki ilk karşılaştığınızda burada böyle bir cennetin varlığından haberdar olduğunuz için kendinizi seçilmiş hissediyorsunuz. Evet Adrasan’ı yaşamak ve buradaki mutluluğu paylaşma şansını yakalamış 3-5 kişiden biri sizsiniz. Küçük şirin pansiyonların arasında istediğiniz seçimi yapmak sizin. Derelerin denizle buluştuğu güneşin ılık meltemle seviştiği güneşin dansettiği Lykia- Edrassa’dayım.

Ayak bastığım ilk andan itibaren kendimi evimde hissettiğim ve her yerde görmeyi unuttuğum güler yüzle karşı karşıyayım. Arabadan indiğim anda yanımda beliren ev sahiplerimiz. 8 bungalow arasında Portakal 5’e yerleştiriyorlar hemen. Hepsi meyva isimleri taşıyor ve hepsi birbirinden farklı. Sıcacık, şirin ve en küçük detayların bile düşünüldüğü bir odacık. Odacık diyorum çünkü öyle şirin ki renklerin sıcaklığı hemen sarıyor. Her zaman karşılaştığım kanımı emen sivrisineklerle hiç karşılaşmamam Hüseyin Bey’in minik ahşap camlara taktığı tüllerden olsa gerek. Heyecan içinde etrafı keşfetmek istiyorum. Adrasan Olimpos ve Çıralı’ya 7 km uzaklıkta olmasına rağmen bir kez olsun oralara gitmek istemiyorum. Burada inanılmaz mutluyum. Odamdan deniz 250 adım mesafede. İnanılmaz ama gerçek. Çocukken yaptığım gibi adımlarımı saydım. Odamdan çıktığım anda çıplak ayakla çimlerden denize doğru ilerlemek müthiş. Hele kumsalda taşların arasında deniz kabukları toplamak başka bir keyif.

Gece ve gündüz dere üzerinde yemek keyfi öyle güzel ki. Minik misafirleriniz hiç doymayan ördekler. Öyle komikler ki gagalarıyla ahşap adacıklara ( Kalanlar yemek ve dinlenme köşkü diyor) vurup ekmek vb istiyorlar. Eh onlarda Lykia- Edrassa’nın lezzetlerinin farkında. Sadece çupranın defne yaprağı, tereyağ ve sarımsak ile harmanlanışını damaktan gitmeyecek bir tat. Her gece farklı bir lezzet.

Etrafta ki çocuklar burada öyle mutlu ki, ördeklere geçen gün süt bile içirdiler. Bazı minikler sabahları tavukların peşinde bazıları yumurta topluyor bazıları da ağaçların üzerinde ki localarda oynuyor. Kimse hamak için kavga etmiyor. Herkes kendine bir köşe bulmuş keyif içinde tadını çıkarıyor. Horozlar ve tavuklar uyandırma servisi olarak görev yapıyor. Burada herkesin mutlu olması için görevi var sizin göreviniz ise dinlenmek ve huzurun tadını çıkarmak.

Yaşadığım beş günde arındığımı ve İstanbul’a döndüğümde karşılaşacağım gürültü. Trafik ve karmaşayı hiç istemediğimi biliyorum. Biliyorum buraya doyamadım ve ilk fırsatta burada olacağım.

Yıldızlarla selam göndereceğim güneşle yeniden sende buluşacağım Adrasan.

Yeşim Şahin

2005/Ağustos