İki yılın ardından 31 Ağustosta yaşadım seni. Dudağımda soğuk bira damlacıkları, ufkumda Ezine ışıkları gözümün önünde gittikçe büyüyen dalgaların çarpmaktan yorulmadığı kale. Yalnızlığın hemen ardındayım. 5000 kişinin 3 güne sığdırmaya çalıştığı kalabalıktan sonra sessizliğine alıştırıyorsun kendini. Zafer Bayramı mı yoksa canhıraş bayramı? Kimbilir… Belki sen bilirsin ama bilirsin de söylemezsin.

Düne kadar çok meşguldun sen. İlk kez keşfeden meraklılar topluluğu ve memnun olan olmayan herkes terk etti seni. Hepsi Ponentede güneşin batışını seyretti şarap içti; rüzgar güllerine baktı kocaman kocaman. Ayazmada ayaz suyuna girdi. Vahitin Yerinde buluştu gündüzleri geceleri kaleye karşı balık yedi hepsi. Bar Alide içki içerken Salhanede dans edildi. Ama şimdi… Bir avuç ada insanıyla eylülünü sevenlerle kaldın. Eteklerinde hala kekik kokusu ve hala kirletemedi seni kalabalık yalnızlıklar.

Salkım kafede oturmuştum sabah kahvaltısına. Masamda kekikli zeytin, peynir ve domates reçeli. Derinden gelen müzik, içimde bir düş sokağı sakini… Domates reçeline uzanan elim gibi yapış yapış gecenin serinliği. Ay az sonra denizin üzerinden doğacak. Önce kocaman koyu kırmızı bir top olacak yavaş yavaş yükselecek, tam kalenin tepesindeyken gözalıcı parlak ışık geceyi aydınlatacak.

Geçmişinden getirdiğin efsanelerle denizleri kıskanan tanrıçalar gibisin yine. Yanağında bir tutam saç gözlerin yarı aralık. Nefesin rüzgar gibi; bir ılık bir soğuk. Ansızın ürpertiyor dokunuşların. Gözümü açtığmda karanlık sert kayanın üzerinde buluyorum kendimi. Arkadaşlarım sokak kedileri. Birisi açlıktan miyavlıyor elimdeki biraya mırıl mırıl. Diğeri kavgaya tutuşmuş azman aslan. Boş bir salıncakta sallanan geçmişin kız çocuğu bugünün geleceği. Gökyüzü yere indi sanki. Önümden geçen yabancı(mı) sana ne bu halimden ! Benim hikayemde senin yerin ne…

Çok yorucu bir gün . Deliler gibi koşturuyorum. Ha bitti ha bitecek kameraman stop bu karede bu film bitecek. Apar topar yetişiyorum sana götürecek otobüse. 00,03 ve gidiyorum. Kimseler bilmiyor seninle buluşacağımı. Hayatımın en gizli en unutulmaz 24 saatini yaşayacağımı ben bile bilmiyorum.

Fırtına yağmur meteoroloji ,cnn, ntv, yahoo ne varsa aranıyor gece vakti. Sibel’in sesi…“Yok kimse bilgi vermiyor ama Pazar fırtına olacakmış kar bile yağabilirmiş” hadi canım sende 12 eylülde kim kar görmüş ki… Balıkçılar söylemiş hava çok açıkmış pazar daha da güzel olacakmış. O zaman eyvallah kim tutar ki beni… Sarosta benzin istasyonundan cebe yazılan bir mesaj … Deli kız …Gece Yolcuları.

Bekliyorum gece geçsin, bitsin sabaha kavuşayım. Seni özlediğim kadar sen beni özlemiyorsun. Çünkü sen herkesi seviyorsun.

Yarım yamalak vapurda geçiyor zaman. Filmlerdeki gibi fotoğraflar çekiliyor küçücük bir kareye x yaşamlar. Sol omuzda uyumak kaybolmak.

DEVAM EDECEK

12 ekim 2004

Yeşim Şahin