Bu yazı Op.Dr. Hüseyin Mutlu tarafından hazırlanmıştır. Sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir hekim-hasta sağlama amacı ile oluşturulmamıştır.

Buradaki bilginin hekim muayenesi ve hekim konsültasyonu sonucu sağlanan bilgi ile kıyaslanamayacağını hatırlayınız. Kaynak göstermeden lütfen paylaşmayınız.

9 AY BOYUNCA NELER OLUYOR? 

Hamilelik her anne adayının ve onunla birlikte eş ve diğer aile bireylerinin kat ettikleri 9 aylık uzun bir maratondur. Bu uzun sürecin ardından aileye katılan yeni bireyle hayatlar değişir, gündeme yeni planlar gelir. Anne adayları fizyolojik değişikliklerle karşılaşır. Hamilelik her kadının en özel zamanlarından biridir. Hamilelik bir hastalık değil keyifle geçirilmesi önerilen bir süreçtir.

Yumurtlama ile gerçekleşen yumurta ve spermin birleşmesi ile oluşan hücre düzeyindeki bebek, anne rahmine yerleşir yerleşmez  değişimler başlar. Birçok kadın bu değişimin farkındadır. Kadınların adet gününde gecikme olmadan laboratuarlara koşup erken testler yaptığına şahit oluyoruz.

hamiledogum

 

İLK ÜÇ AY

 Hamileliğin ilk 10 haftasında kadın vücudunda hâkimiyet progesteron hormonundadır ve anne adayları bu değişimi yaşarlar. Aşırı halsizlik, uyku hali, kiloda değişme olmasa bile karında şişkinlik, göğüslerde gerginlik, sabah bulantıları ve iştahta değişmeler görülür. Belki de içgüdüseldir ama birçok kadında bu dönemde cinsel hayattan uzak kalma eğilimi vardır. Anne rahminde ise hızlı bir değişim vardır. Mikroskobik olan bebekte yaklaşık döllenmenin 22. gününde kol ve bacak çıkıntıları meydana gelir, damarlar , kalp oluşur ve atmaya başlar. Beyin ve omurilik de oluşmaya başlar. İşte bu dönemde gelecek bir bireyin temelleri atılmaktadır. Bu nedenle anne adayının bu dönemde folik asit alması önemlidir. Döllenme sonrası 17. günden itibaren başlayıp yaklaşık 59. güne kadar devam eden bu hızlı gelişim sürecinde bebeği dışarıdan alınacak ilaçlara ve diğer toksik maddelere karşı en duyarlı dönemdir. Bu nedenle alınacak her ilaç doğum uzmanına danışılarak alınmalıdır. Adet gecikmesinin ilk haftalarında mutlaka ultrasonografi ile hamilelik varlığı kanıtlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki hamileliklerin 1/150’si dış gebeliktir ve ihmal edildiğinde acil operasyon gerektiren bir durumdur. Erken saptanan dış gebeliklerde ise operasyona gerek kalmadan ilaçlarla sonlandırmak mümkündür.

Hamileliğin ilk 3 ayı sonunda bebeğin tüm organları oluşmuştur ve minyatür bir insan plasenta yoluyla beslenerek hızla büyümektedir. Ultrasonografi ile bebeğin tüm organları izlenebilir ve anomali taraması yapılabilmektedir. 11–14 haftalar arasında ikili test veya Down sendromu tarama testi yapılmalı ve risk grubunda olan anne adayları kromozom testi için bilgilendirilmelidir. 3 ay içinde kan sayımı ve enfeksiyon testleri yapılmaktadır. Anemi saptanan anne adaylarında demir eksikliği ile Akdeniz anemisi ayrımı yapılmaktadır. Demir ve multivitamin kullanılması önerilmektedir. İlk 3 aydan itibaren annelerin sigara ve alkol kesinlikle almamaları gerekir. Düzenli beslenme ve öğünlerin atlanmaması önemlidir. Çiğ et ve ürünleri yenmemelidir.

3 ay sonunda göğüslerdeki gerginlik dışında diğer sıkıntılar azalmakta ve nadiren bulantılar ve kusmalar birkaç hafta daha devam etmektedir. Ultrasonografi ile bebeğin cinsiyeti görülebilir.

İKİNCİ 3 AY 

İkinci 3 ayda anne adayları daha rahat bir dönem geçirirler. Rahmin büyümesi ile karında büyüme belirgin hale gelmeye başlar. Bebek büyümektedir ve tüm organlar tamamlanmıştır. 16 ile 18 haftalar arasında bebek hareketleri hissedilmeye başlanır. Bebeğin bu dönemde ultrasonografi ile detaylı incelenmesi yapılır. Bu dönem var olan anomalilerin net görüldüğü dönemdir. Özellikle 20 hafta civarında kalp ile ilgili anomaliler saptanabilmektedir. Eğer kromozom testine karar verildiyse 16 ile 18 haftalar arasında amniyosentez uygulanır.

İkinci 3 ayda anne adaylarının haftada 500 gr civarında kilo artışı normaldir. İştahta belirgin bir artış görülmektedir. Karında ve göğüslerde çatlakları azaltmak ve engellemek için kremler sürülmeye başlanmalıdır. Bebek hareketleri 6. aya doğru daha sert olarak hissedilir. Dışarıdaki seslere tepki verebilir ve artık var olduğunu hissettirmeye başlamaktadır. Baba adayları da dışarıdan bebeğin tekmelerini hissedebilirler. Anne adaylarının bu dönemden itibaren düzenli yürüyüşler yapması ve hamilelik egzersizlerini yapması önerilmektedir. Özellikle su bol tüketilmeli, tuz ile baharat mümkün olduğunca kontrollü kullanılmalıdır. Ayrıca önceden giyilen elbiseler daralmaya başladığından hamilelik elbisesi ihtiyacı doğmaktadır.

SON 3 AY 

Son 3 ayda bebek artık tamamen gelişmiştir.Organlar her geçen zamanla dışarıdaki hayata uyuma hazırlanmaktadır. Akciğerlerde sürfaktan adı verilen madde üretilmeye başlar. 24 ile 28. hafta arasında hamilelikte şeker hastalığı tarama testi yapılmalıdır. Ayrıca bu haftalarda rahim damarlarının doppler incelenmesi yapılmaktadır. Eğer rahim damarlarında “notch” saptanırsa sonraki zamanlarda bebekte gelişme duraklaması veya hamilelik hipertansiyonu olasılığına karşı düşük doz aspirin verilebilir. Kontroller sıklaştırılır ve 2 haftalık aralıklarla yapılır. Son 5–6 hafta ise haftalık kontroller gereklidir. Son haftalarda özellikle bebeğin kilo alışı ve sağlığı ile ilgili testler yapılmaktadır. NST, biyofizik profil ve doppler ile bebeğin sağlıklı olup olmadığı tetkik edilmektedir.

Özellikle 32 haftadan itibaren bebek ağırlığı hızla artmaktadır ve haftada 200 gram civarında kilo artışı olmaktadır. Bebeğin amniyos sıvısı da en yüksek düzeydedir. Bebek hareketleri çok sertleşmiştir ve bazen anne adayının canını da acıtmaktadır.

Bununla birlikte rahimde erken kasılmalar olabilmektedir. İkiz veya üçüz gibi çoğul hamileliklerin çoğunda bu dönemde doğum olmaktadır. Eğer imkân varsa erken doğum kasılmaları saptandığında durdurulması için ilaçlar verilmekte ve doğum ihtimaline karşın bebeğin hazır halde olabilmesi için kortizon türevi iğneler yapılmaktadır. Bu dönemde doğum yapılacak hastane seçimi yapılmalıdır. Eğer erken doğum bekleniyorsa bebek yoğun bakım imkânlarının iyi olan hastane seçimi bebek için hayat kurtarıcı olmaktadır.

Son 3–4 haftada anne adayının kilo alışı durmaktadır. Hatta son haftalarda birkaç kilo bile verilebilir. Sebebi ise plasentanın yaşlanması ve geriye dönüşümün başlamasıdır.

36. haftadan itibaren doğum kasılmaları başlamışsa ve düzenli aralıklarla geliyorsa doğum doktoru bilgilendirilmelidir. Bu durumda muayene ile rahim ağzı açıklığı kontrol edilir. Doğumun başladığına karar verildiyse doğum servisine yatış yapılarak bebeğin dünyaya gelişi beklenir. Eğer önceden sezaryen ile doğum yapılmışsa, bebek makat geliş ise veya başka bir nedenle doğum hekimi sezaryen kararı vermişse doğum belirtileri ile birlikte sezaryen gerçekleştirilir. Doğum yapacak anne adaylarının unutmaması gereken en önemli konu, vaginal doğum için veya sezaryen için hastaneye gidiliyorsa kesinlikle bir şey yenmemesi gerektiğidir. Son dakikada atılan lokmalar bazen anestezi için ciddi riskler teşkil edebilmektedir.

Op.Dr.Hüseyin  Mutlu http://www.drhuseyinmutlu.com