Bugün AY TUTULMASI yaşanıyor. Türkiye’den izleyemeyeceğiz. 09:41 de yaklaşık 1saat süren tutulma şu satırları yazdığım sırada gerçekleşti. gelmez gelmez dediğim tarih geldi çattı ve son zamanlarda hayatım da pek parlak değil. Ekimden bu yana düzensizlik had safhada ve bunaldım. Depresyondamıyım hayır sadece plansızlık ve programsızlık beni rahatsız ediyor. Akışa bırakıp , her şer de bir hayır vardır bakış açıısndayım hala ama sabrın da sonu selamet  diyorum ya sabır.

Ay tutulmasının etkileri uzun sürecek. İnsanlar üzerinde olumsuz etkiler yarattığı söyleniyor… Susan Miller  Kelebek yazarı Melis Alphan’a verdiği röportajda 21 Aralık’a dikkat çekmişti: “21 Aralık’ta çok önemli bir şey olacak. Güvenlikle ilgili bir sorun olabilir, sıkı güvenlik önlemleri alınması gerekebilir. Ama her ne ise kamuoyu duygusal anlamda etkilenecek, herkes bunu konuşacak. Bu tarihte doğayla ilgili bir olay da yaşanabilir.” NASA’dan yapılan açıklamada ise, “kayıtlarımıza göre en son 1554 yılında gerçekleşen bu tarihi tesadüf, 456 yıl sonra tekrar cereyan edecek. Tam tutulma sırasında Ay, bakır kırmızısı rengini alacak” denildi. Sevgili astroloğum Oguzhan ceyhan ise sonun başlangıcı diyor tutulma için ve daha önce de yazdığım gibi söylediklerini bir kez daha buraya kopyalamak istiyorum. 

“21 Aralık 2010’da Guatemala üzerinde oluşacak olan Ay tutulması , Astroloji’de, insanlığın çok önemli ağır bir sınav ve değişim dönemine girmesini göstermesi açısından önemlidir. İkizler burcunun son derecesinde oluşacak olan tutulma, astrolojik anlamda anaretik yani ölümcül derecededir. Bu derece daha ziyade yıkım, şiddetli değişim ve büyük dönüşüm dönemlerini gösterir.Tutulma esnasında Ay’ın İkizler burcunda, Güneş’in Yay burcunda, Mars ile Plüton’un neredeyse Oğlak burcunda kavuşum halinde görünmesi, Mayalar için felaketleri ve büyük yıkımları gösteren Venüs gezegeninin, ölüm, yer altı kaynakları, depremler ve yıkım ile ilgili Akrep burcundaki hareketi, Uranüs’ün Jüpiter’in Balık burcundaki kavuşumu ve bu tutulmanın büyük koruyucu diye nitelendirilen Jüpiter’e, insansal egoları temsil eden Güneş ile kare yapması, dünya üzerinde doğal felaketlerin gittikçe artacağını temsil etmektedir. Uranüs’ün Balık burcunda, dünya üzerinde suları temsil eden Neptün ile karşılıklı ağırlama pozisyonunda olmasının ve Uranüs’ün bu ağırlama esnasında Ay ve Güneş’e yıkıcı bir açıda bulunmasının ana etkisi global tayfun anlamına gelir. Deniz yüzeyinde kabarmalar, global fırtınalarda artış, tufana varacak yağmurların hızla artması, tabi bunun sonucunda büyük deniz ve hatta uçak kazaları.

Dünya üzerinde manyetik alanda gittikçe artan zayıflamalar ve düzensizlikler, Güneşin manyetik alanında dengesizlikler ve büyük Güneş fırtınalarının başlangıcı ile birlikte, Merkür ve Uranüs arasındaki gökyüzündeki ayrı kare pozisyon, teknolojik cihazlarda olabilecek arızalar, Mars-Plüton kavuşumu ise buna rağmen insanların kaşınması, savaş, ve çatışmalardır. Bu arada Uranüs’ün ciddi depremlere sebebiyet verdiğini, Plüton’un ve Mars’ın volkan ve yanardağ faaliyetleri ile ilgili olduğunu bildirmekte fayda var. Saygı duydum. Binlerce yıl önceki Mayalı meslektaşlarımın bizler gibi teknolojiyi kullanmadan, bu kadar karışık görünümlü hesaplamaları yapmaları, sahip oldukları matematiksel bilgiye ve onu kullanma şekillerine, bu bilgiyi sosyal anlamda yorumlamalarına saygı duydum.

Anaretik derecelerde olan tutulmalar bir dönemin bitişini, bir yüzyılı, bir miladı, yeni bir milad ile, yüzyılın başlamasını da temsil ederler. Bu gökyüzü görünümü dünya ananın bu değişim süreci içinde biz çocuklarını büyütürken, geçirmiş olduğu süreçlerden çok daha farklı bir sürece girdiğini gösteriyor. 21 Aralık 2010’dan itibaren buzulların erimesi veya şehirlerde tayfun sel ve deprem gibi, kavramlar ile birlikte grip enfeksiyonlarına ve ölümcül salgınlara sebebiyet vermesi, inanın ki çok bilindik şeyler olacak. Eee hadi hala borsa ile uğraşalım, hisse senetlerinden paralar kazanmaya çalışalım. Beyaz gömlekli arkadaşları zengin edelim. İş toplantılarında önemli kararlar alalım. Rating kaygılı diziler yayınlayalım. İnsanları çeşitli kandırmacalar ile uyutmaya devam edelim. Gazetelerin arkasına çıplak kadın resimleri koyalım. Kedi nankördür diyelim sonra da birbirimize olan sevgisizliğimizi ve nankörlüğümüzü hayvanlara yansıtalım. Fakirlerin haklarını yiyelim, siyah filmli jiplerimizle patronculuk taslayalım. Mahatma Gandi ne güzel söylemiş. “Basit yaşa ki başkaları da var olabilsin” 

İnsanın uygarlaştığı ama ahlaksızlaştığı bir dönem içindeyiz. Sevgilisini kıskançlık uğruna kesenler, 18 yıl boyunca bir çocuğa sapıkça tecavüz edenler, bebeklerini genel evlere satanlar, cahillik , bilgisizlik ve erdemsizlik . Eskiler ne demiş; bazılarımız para ve güç peşinde koşar, bazılarımız şöhret şan, bazılarımız iktidar ve güç. Bazılarımız ise bunları sadece seyreder ve eğlenir. Dünya insanı ne kadar inançlı gibi görünse de ben diyim Tanrısal, siz diyin doğa olaylarından kaynaklanan ciddi ve büyük olmak üzere bir sınav yaşayacak. Belki bir gün yeni mitolojik hikayelerde uygarlığımızın sapkınlığı ve yok oluşu insanlara ibret için anlatılacak. Tıpkı eskiden olduğu gibi… Anlamak isteyene tarihte,mitolojide ve din kitaplarında büyük dersler var. Ama sadece anlamak isteyene… Oğuzhan Ceyhan