Ateş düştüğü yeri yakarmış! Bu yazıyı arkadaşım Ayça Oğuş paylaştı ona da bir arkadaşı göndermiş.  Destekliyorum!


————————-

2010 yılı yeni tüp bebek genelgesi yayınlanmış. Dehşetle okudum, üzüntüyle okudum. Değişiklikler, yeni sınırlamalar, yeni düzenlemeler…. Acaba bunu yönetmeliği hazırlayanlar sadece embriyo sayısını ve transfer başına yapılacakları mı düşünerek hazırladılar, yoksa senelerce belki bir ömür evlat sahibi olmak için çabalayan, maddi manevi imkânlarını zorlayan, çevresindekilere imrenerek bakan aileleri de hesaba kattılar mı?

Sayın Başbakanımız her aileye mümkünse 3 çocuk diyor, ben diyorum ki 1 tanesine sahip olabilmek için sürekli çabalayan, acı çeken, başkalarına gıpta eden, dua eden, çaresiz kalınca isyan eden binlerce onbinlerce aile var… Hele ki Anadolu illerimizde “kusur” mantığıyla kadına yüklenilen bir ülkede bunun ne kadar zor olduğunu bilmiyor muyuz? Şimdi 35 yaş altındaki bayanlara ilk seferde tek embriyo ile başlayan daha doğrusu başlamadan umutları kıran bu uygulama ile hedeflenen başarı nedir? Bizler zaten yardım almadan evlat sahibi olabilsek bu uygulamalara ne gerek var? Yumurtaların üstüne oturunca gıdaklayan kadınlar değiliz ki.

Tüp bebekte çoğul gebelik başarı değil başarısızlıktır diyor hem ülkemiz hem tüm dünya. Haklı bir görüş, artmış embriyo demek erken doğum demek, prematüre bebek demek, sakat bebek demek, riske edilmiş anne sağlığı demek, artan zorunlu sezaryen doğumu demek, yüksek kuvöz ücretleri ve uygulamaları demek. Ancak bunları sınırlayacağız diye % 40-50’lerle başlayan ilk tüp bebek deneme başarı şansını çok daha aşağılara çekecek bu yeni yönetmelik öncesi araştırmalar neye dayanarak yapıldı? Tüp bebek denemelerinde ikizi bırak üçüz gebelik ve sağlıklı doğum yüzdesi nedir? 3 adet embriyo konan annelerin yüzde kaçında gebelik gelişiyor, bunların % kaçı doğuma kadar gidebiliyor, bunlar göz önüne alınmıştır mutlaka. Bu sınırlamalar yapılırken en azından bazı esneklikler sağlanamaz mıydı?

Mesela; SSK desteği alan hastalara deneme sayısı başına artan destek sağlanamaz mı? Denemeler yanı sıra yüksek ilaç bedellerinde destek sağlanamaz mı? Uygulamalara rapor karşılığı destek var ama ilaç bedellerine yok, bu nasıl destek? Mesela, ilk denemelerinde tek embriyo yerine 2 embriyo ile başlanamaz mı? Uygulama birkaç yıl böyle takip edilerek faydası / zararı tespit edilerek güncellenemez mi? Hemen tek embriyo ile başlanması kime fayda getirecektir ki? Zaten tek embriyo ile başarı yakalama şansı çok düşük değil mi?

Mesela, 2. denemede 2 adet embriyo transfer edildiğinde ve yine başarı sağlanamadığında 3. denemede 3 âdete izin verilemez mi? Az sayıda embriyo ile başarı sağlanamadıkça artan deneme başına hastalara ( ne acı ki genelde hep kadınlarımıza ) tekrar hormon ilaçları verilince kadın sağlığında bozulmalar olmayacak mı? Rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini mecburen alan kadınlarımıza çoğul gebelik vermeyelim ama kanser riskini verelim denmeyecek mi?

Tekrar yapılan denemelerde tüp bebek merkezlerinin cirosu artmayacak mı? Mantar gibi her ilde türeyen tüp bebek merkezlerinin sayısı artmayacak mı? Hipokrat yemini adı altında insanların umutlarından tacirlik yapacak / yapabilecek doktorlar olmayacak mı? Nasılsa bu kadınlar ilk seferde tutturamayacak denilerek hastaların uygulamalarına ticareti bulaştıran hekimlerden yakınmalar artmayacak mı?

Aile planlaması elbette çok güzel ve devlet desteği ile yürütülen bir uygulama, ama bizler daha çekirdek aile olmayı beceremedikten sonra hangi aileyi planlayacağız? Komşularının akrabalarının çocuklarına imrenerek bakan, köyden tarlasını arsasını satıp büyük şehirlere umutla gelip aylarca endişe ile tedavi olan insanlarımıza bu genelgeyi nasıl açıklayabileceksiniz? Ekonomik zorluklarla, iş bulma işini koruma kaygısı ile erken yaşta anne olamayan şehir kadınlarımıza maddi manevi hazır olduklarında bu imkânlarından da feragat etmelerini nasıl kabul ettireceksiniz? Anne adayının toplamda sadece 4 ay gibi düşük sosyal “annelik” izni olduğu ülkemizde ilerleyen dönemlerde azalan genç nüfus miktarını nasıl telafi edeceksiniz? Çoğul gebelik başarısızlıktır dediğiniz hastanın tek bir evladı bile olamayınca bu insanlara hangi aile planlamasını anlatacaksınız?

Dünyanın özellikle Avrupa’nın pek çok ülkesinde yaşayan Türk vatandaşlarımızın evlat sahibi olabilmek için Türkiye’ye geldiği bir dönemde, bu uygulamalar sebebi ile ülkemizin sağlık sektöründen soğumalarını ve muhtemelen cinsiyet tespiti, embriyo âdeti ve transfer âdeti, yumurta ticaretinin serbest olduğu Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne kaymasını nasıl önleyeceksiniz?

Bu yönetmelik hekimler, danışma kurulları, sağlık merkezleri, bakanlıklar ve hükümet bazında hazırlanmış bir yönetmeliktir, ama değiştirilebile, güncellenebilir, ülke koşullarına göre şekillenebilir. Lütfen bu uygulamaları başlatmadan önce halkın taleplerini ve tepkilerini dikkate alınız, bizleri evlat sahibi olamamanın üzüntüsü yanında bir de umutsuzluğu ile baş başa bırakmayınız, gerekli uygulamaları kadın sağlığı ve aile olma hakkını elimizden almadan yeniden düzenleyiniz.

Bir kadın, bir tüp bebek hastası, bir anne adayı ve bir vatandaş olarak rica ediyorum.
Talep ediyorum.
Tepki gösteriyorum.
Cevap bekliyorum.
Lütfen kadınlarımıza, anne adaylarına, baba adaylarına, ailelere bir şans tanıyınız.

Saygılarımla,