aids1

AIDS ilk duyduğum da lise öğrencisiydim. 80’ li yıllar işte. Sanırım biyoloji dersinde öğretmenimiz bahsetmiş ve konuyu araştırmamızı istemişti. Sınıftan kimse konuya ilgi duymamış aman bu da nereden çıktı diyerek istemeyerek mızmızlanmıştı. Belki yeni konulara olan ilgim belki de o an Dünya’yı çok etkileyen bir hastalık olduğu için mi bilmiyorum ben bu konuyu daha detaylı araştırmak istemiş ve okul gazetesini çıkaran öğrencilerden biri olduğum için haberini yapmak istemiştim. Okul gazetesi dediğim de basılı vb sanmayın okul duvarına haftalık olarak el yazısı ile hazırladığımız amatör bol fotoğraf az yazı şeklinde haberler. Zaten okunduğundan bile emin değildik ama bir avuç kültür ve edebiyat kolu öğrencisi olarak her hafta en büyük eğlencemizdi. Hatırladığım kadarıyla Bilim ve Teknik dergisi benim kaynağım olmuştu ve o zaman için çok fazla sayılacak bir kaynak bulmaya çalışarak on sayfalık bir ödev hazırlamıştım. AIDS deyince ilk aklıma bu anlar gelir. Sonrasında ise klasik toplum yargıları…

 

Neden mi önyargı çünkü AIDS Önceleri bir çeşit homoseksüel hastalığı olarak biliniyordu. Kökeni Afrikalılar veya Haitililerdi. İnsanlığa göre AIDS Allah’ın günahkârlara verdiği bir ceza olmalıydı. Ama hastalık Amerika ve Avrupalıların da başına bela olunca işin rengi değişti. Dünya Sağlık Örgütü AIDS için seferber edildi ve Ocak 1999′da ‘Hangi ülkeden gelmiş olursa olsun HIV/AIDS ile yaşayan insan sınır dışı edilemez, aşağılayıcı muamele ya da ayrımcılık uygulanamaz’ diye bildirge yayınladı.

Tom Hanks’in 1993 yapımı ” Philadelphia ” adlı filmde canlandırdığı hak mücadelesine giren bir AIDS’li avukat rolü ile En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar Ödülü’nün sahibi olduğu film ile de bizi eşcinsellik ve AIDS konusundaki önyargılar hakkında ahlaki açıdan aydınlanmıştık! Film, homofobik olanlar ve AIDS hakkında kulaktan dolma söylentiler dışında bilgisi olmayanlar için kesinlikle aydınlatıcı.

Bugün Dünyadaki AIDS’li sayısı 33,5 milyona yaklaştı. Hastalıkla mücadele, az da olsa sonuç verse de, hala günde 7 bin 500 kişi HIV virüsü kapıyor.Bunların üçte ikisi, Afrika’nın güneyinde yaşıyor. Hastalık en fazla, virüsün en yoğun etkilediği bölge olan Sahra altı Afrika’da yayılıyor.

 

AIDS’le ilgili ölümler, son 8 yılda yüzde 17 civarında azaldı. Ancak hastalıktan geçen yıl ölen insan sayısı, 2 milyonu buldu.Hastalıktan etkilenen kişilerin çoğu 25 yaş altındaki gençler oldu.

 

Hasta sayısı artmakla birlikte, ilaçlara erişimin artması sayesinde, hastaların yaşam süreleri uzuyor. Uzmanlara göre, hastalığın yayılma hızı, tedavi ve eğitim için sürdürülen küresel çabanın gerisinde. Bir AIDS hastasının yıllık ilaç gideri 10 bin doları buluyor. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, AIDS ilaçlarının yüzde 74′ü tekeller tarafından satılıyor ve Afrikalı hastaların yüzde 77’si tedavi göremiyor.

 

Yardım kuruluşları uluslararası ilaç şirketlerinin yoksul ülkelerde AIDS ve buna benzer önemli hastalıkların ilaçlarında tekel konumuna gelmeye ve var olan tekel konumlarını sürdürmeye çalıştıklarını belirtiyor.

 

AIDS HAYATA ENGEL DEĞİL

http://pozitifyasam.org sitesinden aldığım bilgileri paylaşmak istiyorum.

HIV enfeksiyonun belirtileri şunlar olabilir:

·         Hızla kilo vermek

·         Kuru öksürük

·         Nükseden yüksek ateş ve gece terlemeler

·         İleri derecede ve açıklanamayan bir bitkinlik

·         1 haftadan fazla süren ishal

·         Dilde, ağızda ve boğazda beyaz nokta ve lekeler

·         Zatürre

·         Derinin üstünde veya altında, ağzın içinde, burunda ve göz kapaklarında kırmızı, kahverengi,

·         pembe veya mor lekeler

·         Hafıza kaybı, depresyon ve başka nörolojik rahatsızlıklar

HIV’in geçiş yolları nelerdir?

*   Cinsel ilişki yoluyla: HIV enfeksiyonunun en yaygın geçiş şekli cinsel temas yoluyla olmaktadır. Buradaki cinsel temasla kastedilen; vajinal, anal, oral, Heteroseksüel-homoseksüel-biseksüel her tipte ilişkiyi kapsamaktadır.

*     Kan ve kan ürünleriyle: İçinde virüs bulunduran kan, kan ürünleri veya doku ve organ nakilleriyle geçiş olabilmektedir. Damar içi uyuşturucu kullananlardaki ortak enjektör kullanımı da kan alışverişine neden olabileceğinden olası bir geçiş yoludur. Kan ve kan ürünleriyle geçiş, sağlık personelinin de virüsle karşılaşma yollarından biridir.

*     Anneden bebeğe: HIV, virüsü taşıyan anne tarafından gebeliğin her döneminde, doğum sırasında ve gebelik sonrası emzirme yoluyla bebeğe geçebilmektedir.

Yukarıda bahsedilen geçiş yollarını içermesi koşuluyla, hijyen kurallarına uyulmadan ve steril olmayan aletlerle yapılan; dövme ve vücut deldirme işlemleri, akupunktur işlemi, tıraş bıçağıyla ve ustura veya benzeri aletlerle yapılan her tür işlem teorik olarak HIV geçişine neden olabilir.

HIV geçişine neden olmayan durumlar nelerdir?

HIV,

·         Dokunmak, sarılmak, el sıkışmak ve sosyal öpüşmekle,

·         Aynı yere oturmak, aynı yerde yatmak, aynı yerde hava solumak, aynı havuza-

·         saunaya girmekle, aynı banyoda yıkanmakla, aynı tuvaleti ve aynı sabunu kullanmakla,

·         Aynı çatal, bıçak ve kaşığı kullanmakla, aynı tabaktan yemek yemek ve aynı bardaktan içecek

·         içmekle,

·         Aynı giysileri giymekle, aynı telefonu kullanmakla, aynı toplu taşıma araçlarında bulunmakla,  aynı yerde spor yapmakla,

·         Böcek ısırıkları (sivrisinek vb.) ve diğer hayvanlar yoluyla,

·         Gözyaşı, ter, idrar, dışkı, aksırık ve öksürük yoluyla

bulaşmamaktadır.

İş arkadaşınızı, okul arkadaşınızı, komşunuzu, eşinizi, sevgilinizi ya da HIV taşıyıcısı olduğunu bildiğiniz herhangi bir insanı, yukarıda bahsedilenler doğrultusunda HIV nedeniyle dışlamanız için hiçbir neden yoktur !

AIDS hayata engel değil. Hastalardaki toplum tarafından dışlanma endişesinin, tedaviden kaçınma üzerinde çok etkili olduğunu unutmayalım.

 

Farkındalıkla…

YSM